Gel Tanış Olalım Seninle

“Gel tanış olalım seninle” demenin aklıma bile ilişmediği günler…
Vakti zamanında kendimi çok parçalamıştım. İsterdim ki dünya da parçalansın benimle birlikte ama nerede bende o şans. Artık umutlu düşünüyorum. Gözlerime baka baka geçip gitti önümden zaman. O öylece giderken “dur!” diye bağırdım zamana. Durup baktı gözlerime. Onunla ne yapacağımı, onu nasıl değerlendireceğimi bilemediğimden sadece baktım.
Sana, gel tanış olalım seninle demek için erken bir saatti.
Baktı ki adam olmayacak benden: “Zaman treninin arka vagonlarında uyanırsın genç adam!” dedi. “Orası geç uyananların vagonudur. Ön vagonlar sana göre değil.“
Yani öyle demiş. Ancak şimdi duyabiliyorum o sözcükleri. Ben de daldım evvelce kitaplara. Bilim öğrendim. Dinler tarihine daldım. Şiir yazdım. Romanlar kurguladım. Bu süreçte çokça taşa tuttular beni. Dilim sivrilmişti çünkü. Bazıları da dedi ki: “Sen de o ozanlar gibi yakılmaya emin adımlarla ilerliyorsun. Dikkat et!”
Acele edelim, vakit dar. Artık tanış olalım seninle!
Birkaç sene oldu arka vagonlarda uyanalı. Bayağı şeyler biriktirmişim. Öğrendiğim bilgiler benimle mezara giderse gözüm açık kalır. Ben de işi büyütmeye karar verdim. Bilgiyi paylaşmak tüm canlılığın en büyük “dini” olduğunu fark ettim. Bir defa uyandıysam eğer, diğerlerini de dürtme zamanıdır. Sonunda yakılacak olsam da…
Günay Aktürk