Önce Evlenin
“En az üç çocuk yapın ama önce evlenin” diyorlar. Evlenmeden yatağa girmek yasak he mi kurban? Ne olacak, çocuk ters mi gelecek? Yoksa anası babası belli çocuklar yapmak niyetinde misiniz? Amaç bu mu yani? Anası babası belli çocukları da gördük canım. Büyüdüklerinde azman yavrularına dönüyorlar. Öyleyse keramet nikâhta değil. Bilgi ve ahlak dışında ne ile yetiştiriyorlar bu çocukları? Durun, oraya da geleceğiz.

“En az üç çocuk yapın!” Ben üç deyim de varın siz beş anlayın. Ne kadar kalabalık olursanız o kadar iyi. Ondan sonra dolsun seçim sandıkları, dolsun fabrika mezbahaları. Otuz yıl sonra bire on vermiş olarak karşıma çıkarsanız kimse uğraşamaz artık bizimle. Böyle demeye mi getiriyorsunuz? Biz de bize diyorsunuz sanıyoruz da “olmaz yahu!” diye cevap vermeye kalkıyoruz. Ne saflık ama! Bire on vermeye çalışanlara bir diyeceğim var.
Bizler aynı tarlada biçilen buğday başaklarıyız. Aynı değirmende öğütülüyoruz. Aynı bağdan toplayıp üzüm gibi eziyorlar bizleri görmüyor musunuz? Niye bugün birbirimize zehir zıkkım bir haldeyiz? Kardeşin kanı kardeşe helal midir? Sana göre Âdem, bana göre bir hidrojen atomu, ne fark eder? Aynı kapıya çıkan bir cezaevi mahkûmuyuz ikimiz. Bizleri “siz” ve “biz” diye ayıranlara baksanıza: ne sizin gibi yaşıyorlar ne de bizim gibi. Hay Allah! Görüyor musun ağzıma dolandı senlik benlik şeytanı!
Ahlâk Nutukları
En az üç çocuk yapın ama önce evlenin! Aylık on bin lira askeri ücret verdiniz de evlenmedik mi? Açlık sınırının altında yaşarken sinirlerimizi ahlak nutuklarıyla mı aldıracaksınız? Planınız bu mu? Kader diyorsunuz. Başımıza ne felaket gelirse gelsin kader. Göçükte kader, vatan savunmasında kader, açlıkta kader…
Kaderi değiştirmek kulun elinde midir? Vallahi şaştım kaldım! Ne güzel kaderiniz varmış ki şükür ayağınızın taşa değdiğini hiç görmedik. Tesadüf mü yoksa ona da gizli gizli müdahale mi ediyorsunuz kadere? Ben cevabı buldum. Yoksulun kaderi ayrı, varsılın kaderi ayrı yazılıyor deyin gitsin. İnsanlığın şeytani gözleri açılmış olmalı ki artık yeryüzüne hakiki dervişler de ayak basmaz oldu.
En az üç çocuk yapın ama önce evlenin! Yoksulun bayramlık ağzı kalabalık olur. Kasırgadan gözlerimiz açılsa anında yapacağız çocuğu. Ne mi o? Tabii ki vergi kasırgası. Gözleri kasırgada açılanlarız bizler. Çok çocuk yapanın gözleri sisli havalara alışmış, sanıyor ki tüm dünya boz bulanık. Elektriğe bindir, havaya bindir suya bindir. Sat fabrikaları, attan indirip eşeğe bindir. Kağnı medeniyetindeyiz sanıyorlar. Sanıyorlar ki dünyanın bütün bacalarından tezek dumanı çıkıyor! Değil işte.
Kader! Rızkını verir! Verir de ne kadar istediğine bağlı. Karın tokluğu mu yoksa eşit paylaşım mı? Ne haddine ulan senin eşitlik? Cehennem ateşini görür gibiyim bak!
Sen Yap Biz Bakarız
En az üç çocuk yapın ama önce evlenin! Başa döndük. Şimdi evlenirsek çocuk yapmak icap eder. Üç çocuk yap beş çocuk yap. Sen yeter ki yap, biz bakarız diyorlar. Yan yan mı bakarsınız? Öyle imalı imalı! Bir de vecize döktürürsünüz ardından. Namussuzun biri çıkıp küçücük çocuğa nefsi kabarır, iyi hâl indiriminden kabarık dosyasıyla çay bahçesinde kendine yeni avlar arar! Ne yapalım yani? Mağaralarda mı saklayalım evladımızı?
Tamam. Kabul. Düzinelerce yapacağım, söz. Yapmayan namussuzun önde gideni olsun diyelim. Ama önce küçük bir anlaşma yapacağız sizinle. İlkin eğitim sistemini iyileştireceksiniz. Bilim öğreteceksiniz çocuklara. Akılcılığı, felsefeyi, edebiyatı öğreteceksiniz. Kaytarmadan, eğip bükmeden yapacaksınız bunu. Din de öğreteceksiniz. Bunu özellikle istiyorum sizden. İslam’ın özünü öğreteceksiniz onlara. Bunun yanında Hıristiyanlığı, Yahudiliği, eski Babil dinini, Sümer dinini, Mısır dinini öğreteceksiniz. Dinde zorlama yoktur. Çocuk kendi dinini kendi seçecek. Ve her şeyden önce kul değil birey yetiştireceksiniz. Düşünen, sorgulayan, reddeden bir birey.
Hapishanelerde kimse insanlığını hatırlamaz eğer içinde o insani mayanın kırıntıları yoksa içinde. Doldurt boşalt istasyonuna çevrilmiş bir halde hapishaneler. Eğer ortada suçlu yaratan bir mekanizma varsa, suç mahallini temizleyeceksiniz önce. Orası neresidir? Kanın aktığı yer midir? Acının beddua naralarıyla yankılandığı izbe sokaklar mıdır? Hayır. Suç mahalli ideolojilerdir. Nefret tohumlarının atıldığı sahte bir vaazdadır. Siyasetçilerin ağzında yuvalanır ve her eve naklen sunulur. Bütün bu sesleri susturabilirseniz düğünümde zeybek oynamanız için bizzat çağıracağım sizleri. Üç de yapacağım beş de yapacağım. Bütün bunları yapmaya niyetli misiniz? Niyetli misiniz?
Günay Aktürk
Kaleminiz daim olsun.
Çok teşekkürler.