Taliban Nedir? Ehli Sünnet mi, Haricilerle Bağı Nedir?

Taliban Kimdir ve Nasıl Ortaya Çıktı?

Taliban, 1990’lı yılların ortasında Afganistan’ın güneyinde ortaya çıkan ve kendisini “medrese talebeleri” olarak tanımlayan silahlı bir örgüttür. Kısa sürede ülke siyasetinde belirleyici bir aktör hâline gelen bu yapı, meşruiyetini dini ve mezhebi referanslara dayandırmış; özellikle Ehli Sünnet ve Hanefi geleneğiyle ilişkili olduğu iddiasını öne çıkarmıştır.

Ancak Taliban’ın teorik söylemi ile tarihsel İslam geleneği arasındaki ilişki, yüzeysel bir aidiyet meselesinden çok daha karmaşık bir tartışmayı beraberinde getirir. Gerçekten Taliban Ehli Sünnet midir? Uygulamaları klasik mezhep çizgisiyle örtüşmekte midir? Yoksa tarihsel olarak daha farklı bir damarı mı temsil etmektedir?

Taliban nedir sorusunu tarihsel ve mezhepsel açıdan ele alan Günay Aktürk analiz yazısı için temsilî görsel

Taliban’ı anlamak için salt modern Afganistan siyasetini değil, İslam düşünce tarihindeki kimi kırılma noktalarını da dikkate almak gerekir. Zira bu hareketin mezhepsel konumu, tarihsel olarak benzer örneklerle karşılaştırılmadan sağlıklı biçimde değerlendirilemez.

Taliban Ehli Sünnet Midir?

Bin dört yüz seneyi aşkın süre içinde İslam’dan muhtelif mezhep ve meşrep neşet etmiştir. Neşet eden mezhep ve meşreplere; Ehl-i Sünnet (ve dört ana fıkhi mezhebi) Şia, Mutezile, Eşariye, Maturidiye, Zahiriye, Zeydiye, İsmailiye, Ehl-i Rey, Ehl-i rivayet ve çok sayıdaki diğer mezhepleri örnek vermek mümkündür. Ne var ki incelediğimiz ve bildiğimiz kadarıyla Taliban örgütünün teorik yaklaşımları ve pratik uygulamaları mezkur mezhep ve meşreplerin hiç biriyle uyuşmamaktadır?

Taliban‘ın düşünce sistemi ve beslendiği kaynaklar, ta Asr-ı Saadete dek kökleri uzanan tek bir akıma dayanır ki o da Havaric (Hariciler)’tir. Bu örgütün uygulamaları iyi irdelendiğinde Haricilerin tıpatıp kopyası olduğu anlaşılacaktır. Taliban, “Haricilik” aidiyetini beyan etsin veya etmesin, bu durum fiili gerçeği değiştirmeyecektir. Çünkü psikolojik yapıları, sosyal yaklaşımları, düşünce sistemleri, siyasi tutumları, hatta dış görünüşleri bile şaşırtıcı derecede Haricilere benzemektedir. Bakalım, fikri ataları da iddia ettikleri kadar Ehli Sünnet midir! 

Taliban Ehli Sünnet midir sorusunu mezhepsel bağlamda ele alan analiz için temsilî görsel

Hariciler Kimdir?

Haricilerin ilk belirtileri ta Hz. Peygamber zamanında görülmeye başlanmıştı. Bu durumu, Buhari‘nin Ebu Said el-Hudri kanalıyla rivayet ettiği şu hadisten anlayabiliyoruz:

Rivayete göre, Hz. Ali tarafından Yemen bölgesinden gönderilen bir miktar altını Hz. Peygamber, Zeydu’lHayl, Akra b. Habis, Uyeyne b. Hısn ve Alkame b. Alase isimli dört Arap belediye reisi arasında paylaştırır. Bu altınların dağıtımı sırasında gür sakallı, paçaları sıvanmış, alnı çıkık, saçı tıraşlı ve çökük gözlü Hurkus b. Zuhery (Zu’l-Huveysire) adında bir şahıs o sahneyi izliyordu.

Ansızın peygambere: “Allah’tan kork!” diyerek hitap etti. Peygamber: “Yeryüzünde Allah’tan en fazla sakınan ben değil miyim?” şeklinde mukabelede bulundu.

Bir başka rivayete göre Hurkus b. Zuhery Hz. Peygambere şöyle seslendi: “Ey Muhammed! Adaletli ol!” Hz. Peygamber de şöyle buyurdu: “Eğer ben adaletli değilsem o zaman kim adaletlidir?Hurkus b. Zuhery bunu söyledikten sonra uzaklaştı. Hz. Peygamber ona bakıp orada olanlara şu ikazda bulundu:

Bu insanın sulbünden öyle insanlar çıkacak ki Kuran’ı okurlar ama gırtlaklarını geçmez, okun yaydan çıktığı gibi de dinden çıkarlar.

Haricilik nedir sorusunu tarihsel bağlamda ele alan analiz için Sıffin ve Nehrevan sürecini betimleyen temsilî sahne

Bu hadisenin üzerinden yıllar geçti. Hz Peygamber vefat etti. Nihayet Muaviye ve Hz Ali arasında yaşanan Sıffin Savaşı’yla Müslümanlar, Haricilerin resmi bir şekilde din ve siyaset sahasına girişlerine şahit oldu. İşte bu savaşta Hurkus b. Zuhery, Haricilerin en etkin kadrosunda yer aldı ve Hz. Peygamberin sözünün doğrulayıcı kanıtı oldu. En sonunda da Hurkus, Hz. Ali ve Hariciler arasında cereyan eden Nehriyan Savaşı sırasında Hz. Ali’nin askerleri tarafından öldürüldü.

İslam tarihinde ilk Harici olarak bilinen Hurkus Zu’l-Huveysire nasıl kendini Peygamber’den daha adil addetmişse, aynı şekilde tarihsel seyir içinde bu eğilimi izleyen diğer Hariciler de, Allah’ın dinine ve müminler için çizdiği doğru yola herkesten çok daha yakın olduklarına inanmışlardı.

Hariciliğin İtikadî ve Fıkhî Özellikleri

Şehristani, Karabisi ve Kabi‘nin aktardığına göre, Haricilerin Meymuniye ve Acaride gibi bazı kolları Yusuf Suresi‘nin Kur’andan olmadığı görüşünü savunuyordu. Zira, onlara göre aşktan bahsetmek Kur’an’ın şanına yakışmazdı.

Ayrıca onlar İslam’ın bütün fıkhi mezheplerinin aksine hırsızın elinin omuzdan kesilmesi gerektiğini iddia ediyorlardı. Kur’an’da açık bir şekilde, ehl-i kitab’ın kestiği hayvanların helal olduğuna dair ayet varken, Endülüs Haricileri onların kestiğini haram sayıyor, hatta balığı boğazlamadan yemiyordu.

Haricilerin Ezarika isimli kolu daha ileri gidip kadınların adet hali sırasında dahi namazlarını kılmaları ve oruçlarını tutmaları gerektiğini söylüyordu.

Taliban ile Hariciler Arasındaki Benzerlikler

Taliban a gelince… Peygamberin şeriatını tamamlama iddiasıyla ortaya çıkan bu hareket, sergilediği gösterileriyle adeta peygamberden daha takvalı (!) bir anlayışı hayata geçirmeye çalıştı! Aslında Hurkus’un peygamberi itham eden din algısını ve düşünsel yapısını, Taliban‘ın giderek teorik yaklaşımlarında ve pratiklerinde açık bir biçimde müşahede etmek mümkündür. Bu benzerliğin itiraf edilmemiş olması, vakıayı değiştirmez.

taliban ve islam
  • Örneğin Hz. Muhammed’in şeriatında sünnet olan sakal bırakma, bunların döneminde farz konumuna yükseltildi; buna istinaden de sakalını tıraş eden veya çeki düzen veren insanlar kalabalıkların gözü önünde caddelerde kırbaçlandı ve hapsedildi.
  • Peygamber döneminde kadınlar mescitte, medresede, savaşta, barışta, Habeşistan ve Medine hicretlerinde, özetle yaşamın her alanında aktif bir toplumsal rol üstlenmişlerdi. Ama Taliban Örgütü döneminde adeta hayatın dışına itildi ve yüzlerine kapatılmış kapılar ardında Afganistan tarihindeki en pasif halini yaşamaya mecbur edildi.
  • Hz. Aişe ile birlikte Habeşli erkeklerin oyununu seyretme konusunda bir beis görmeyen Hz. Peygamber’i de aşan bir takva (!) ile güya şer’i bir kanunla, uçurtma uçurmak dahi haram ilan edildi. Hırsızın elinin kolundan kesilmesi gerektiğine hükmeden eski Hariciler’de olduğu gibi, Taliban da hadlerin ikamesi hususunda bir hayli cömert (!) davrandı ve yüzlerce aç insanın elini, hatta ayaklarını kesti.

Özetle ifade edersek, Taliban Örgütü Şeriat adına öyle uygulamalar geliştirdi ki, Müslümanlar, bilinen tarihleri süresince İslam Coğrafyasında bu tarz kanunlara ve pratiklere hiçbir zaman şahit olmamışlardı.

 

Kaynak: “TEORİSİ, PRATİĞİ VE TARİHSEL ARKA PLANIYLA TALİBAN”
Dr. Beşir Ahmed Ensari

Taliban’ın İslam Yorumu Neden Tartışmalıdır?

Taliban’ın İslam yorumu etrafında yürüyen tartışmaların temelinde, mezhepsel aidiyetten ziyade yöntem sorunu yatmaktadır. Zira Ehli Sünnet geleneği tarih boyunca farklı içtihatlara, kültürel çeşitliliğe ve toplumsal şartlara açık bir yorum zemini üretmiş; fıkhı, hayatın dinamizmi içinde şekillendirmiştir. Taliban’ın yaklaşımı ise bu tarihsel çoğulluğu dikkate almayan, metni tek boyutlu ve katı bir siyasal program haline getiren bir anlayışa dayanmaktadır.

Bu nedenle mesele yalnızca “Taliban Ehli Sünnet midir?” sorusu değildir. Asıl mesele, dinin tarihsel birikimini ve yorum zenginliğini dışlayan bir hareketin, kendisini bütün bir geleneğin temsilcisi olarak sunup sunamayacağıdır. Eğer bir yapı, İslam tarihinin hiçbir döneminde görülmemiş uygulamaları “asıl din” olarak takdim ediyorsa, bu durum doğal olarak hem ilmi hem de toplumsal bir sorgulamayı beraberinde getirir, getirmelidir.

Sonuç olarak Taliban’ın İslam yorumu, klasik mezheplerle kurduğu teorik bağdan çok, pratik uygulamaları üzerinden değerlendirilmelidir. Bu uygulamalar ise, tarihsel olarak Hariciliğin sert ve dışlayıcı çizgisiyle daha fazla benzerlik göstermektedir. Tartışmanın merkezinde de tam olarak bu benzerlik yer almaktadır.

İnancını Sorgula Serisinden

Bir yanıt yazın